17 Temmuz 2021 Cumartesi

YENİ BİR ŞİİR

 


AVUÇ İÇİNDEKİ ZAMAN

Ben senin karantina halinde,
Sokaklarını gezdim.
Artık biliyorum...
Hangi sokakta ölüm korkusu,
Hangi sokakta Sen varsın...

Uzaktan havlayan köpeklere inat!
Ahşap evdeki Mehmet bebeğin ağlaması
Bozuyordu sessizliği...
Sokak, cadde cadde ayrılmış.
Her caddede bir çift göz...

Arka sokakta,
Rıhtımdaki güneşte demlenmiş, 
Çayını yudumluyor Kör Musa.
Azıcık hikayesi vardı anlatılacak.
Dilinde takılı kalmış bir söz;
"Oysa sabahın ertesi günü unuttum gittiğini,
Giden gitti,
Giden gelecek oysa..."

Vaktiyle bir soluk ötede,
Kış geçirmiştim sonbahardan önce...
Bir sokak ötede,
Bir kız geçmişti önümden...
Ne ayak konuşuyordu,
Ne de dil yürüyordu...
Afakı kaplarcasına,
Dolunay poyrazı vuruyordu,
O nur çehresine...

Kâküllü saçlarında oynaşıyordu,
Semaverde yanan ateş.
Suça meşrulaştırılmış bir çocuğun,
Düşlerinin sıcaklığı vuruyordu gözlerine...

Ve ben...
Kızcağızım perdelerini kapat.
Avuçlarında üşüyorum diye,
Haykırdım ezan-ı Muhammediye...

Gökhan Deveci






Devamını Oku ...

2 Haziran 2021 Çarşamba

YENİ BİR ŞİİR


GÖNLÜMÜN DİYARI KUDÜS

Gönlümün diyarı Kudüs olmuş,
Gazze şeridinden, Galon tepelerine kadar,
Kuşatılmış, sarılmış Sam amcalar tarafından...

Mescid-i Aksa duvarlarında Hanzala görülmekte,
Kervan geçmiş İpek Yolundan,
Kudüs civarında kaybolmuş,
Unutulmuş bir diyar olmuş Kudüs...

Gönlümün diyarı Kudüs olmuş,
Asma bahçelerine petrolün gözü vurulmuş.
Kütüphaneleri yakılmış, 
Katipleri ketebeleri unutmuş...

Mescid-i Aksa duvarlarına güvercinler,
Bahçelerine de kelebekler gelmez olmuş.
Kudüs'te bir umut kaybolmuş...

En son batan akşam güneşinde,
Bir düşe bulaşmış zavallı çocuk.
Gönlümün diyarı Kudüs olmuş...

Hey hat! Bağırmamak elde değil.
Altı gün sürüyor savaş,
Rabbine gülümsüyor Selahaddin.

Hittin savaşı sonrası acı tebessüm ile,
Akdeniz'e gömülmekte cesetler...
Gönlümün diyarı Kudüs olmuş...

Manda görülmüş topraklarında,
Esarete mahkum edilmiş,
Galon tepelerinden doğan Güneş...

İnzivaya çekilmiş Müslüman...
Mekik diplomasisine aldanmış.
Henüz yeri belli olmayan saraylarda yazılmış,
Kağıtlarına ise bir kibrit tutuşturulmuş...

Gönlümün diyarı Mescid-i Aksa olmuş,
Kudüs kudsiyetini yitirmekte...
Hurma bahçelerinin toprakları yanıyor,
Hilalimin gölgesi altında yalın ayak çocuklar...

Son kez rüya görüyor,
Yedi kat semâda,
Peygamberimizin yanında,
Cenaze namazı kılmasını öğreniyorlar...
Son nefesinde Kelime-i Şehadet getirip,
Sarılıp uyuyorlar kefenlerine.
Gönlümün diyarı Kudüs olmuş...

Mekke ve en uzak olan El Aksa,
Uzakta değil artık...
Yanımda haykırıyor gençliğime;
Kalk! Ve boyun eğme!
Artık yürüyüş vakti değil Hanzala!
Ayaklan ve Koş!
Az ötede oynayan Mehmet'e ulaş,
Bir bir anlat Hanzala;
Gökyüzü karanlığında,
Güneşler doğuyor ama,
Bizleri yakıyor de...

Hesabı sorulacak elbet Kudüs'ün...
Hiç olmazsa dualarla ağlayalım...

GÖKHAN DEVECİ







 

Devamını Oku ...

18 Nisan 2021 Pazar

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ


OTOSTOPÇUNUN GALAKSİ REHBERİ

(BEŞİ BİR YERDE)

YAZAR : DOUGLAS NOEL ADAMS (DNA)

 

         42…. Evet bu sayının önemi, kimine göre efsanelerde ve mitlerde, kimine göre de halen yaşamın içerisinde yer bulur kendisine. Sizi, kendi evreninde bir uçtan diğerine, yolculuğa çıkarmaya niyetli bu serüven için hazırlanın. Ama yazarın da söylemiyle -ki bu sözü bir noktada slogana dönüşmüştür- “Panik Yapmayın!”…

       Yazar Douglas Noel Adams’ ın(DNA olarak da bilinir) hayal gücünün yansıması olan bu kitap, daha doğrusu kitaplar bütünü, aslında yazarın BBC için ürettiği radyo oyunu serisinin popüler olması sonucunda 1979 yılında ilk kez yayınlanacak hale getirilmiştir. İngiltere doğumlu Adams, yirmili yaşlarının ortasında (1978-80) halihazırda o zamanlarda, hepimizin mutlaka duymuş olduğu Dr.Who adlı TV dizisinde editör olarak çalışıyordu. Ki dizisini izleyenler veya göz gezdirenler, dizinin kurgu atmosferinin kitaplarıyla olan uyumlu ilişkisini hissedebilirler diye düşünüyorum.

        Radyo oyunu, Televizyon Dizisi, Bilgisayar Oyunu, Tiyatro oyunu, Çizgi Roman hatta banyo havlusu şeklinde çok çeşitli biçimlere bürünen bu bilim kurgu türünün kült dizisinin bizi şuan ilgilendiren Kitap Serisi konusunu irdeleyeceğiz.

        Benim elimde bulunan kitap, Beş kitabın birleştirilmesiyle oluşturulan, Kabalcı Yayıncılık tarafından 2014’te basılan ve İrem Kutluk ile Nil Alt’ın çevirmenliğiyle anadilimize çevrilen 710 sayfalık bir Beşibiryerde birleşimidir.  Bu beş kitap sırasıyla “ Otostopçunun Galaksi Rehberi”, “Evrenin Sonundaki Restoran”, “Hayat, Evren ve Her şey”, “Elveda ve Bütün Balıklar İçin Teşekkürler” ve son kitap olan “Çoğunlukla Zararsız” romanlarıdır.

      Kitap kapağında ilk göze çarpan detay; dağınık yıldız kümeleri arasında adeta tanınan bir logo haline gelmiş olan bir başparmak kaldıran ve otostop çektiği belli olan bir elin, halkası olan bir gezegen üzerindeki silueti şeklindedir. Diğer bir detay da arka kapağında tanıtım-açıklama yazısının başındaki çok büyük bir punto ile belirgin duran ‘42’ sayısıdır.

      Hikaye, sizi kendi evreninde yolculuğa çıkararak, bir çok toplumsal olay ve sıkıntıları, etrafımızda yaşanan tüm alışılmış durumları, kendine has absürt bir üslupla yansıtmaktadır. Yani bilim-kurgu olmasının yanı sıra içerisine, absürt komedi ve trajikomik incelemeler de serpiştirilmiştir. Okumaya devam ettikçe bazı düşüncelerinizi irdelemek isteyeceğiniz ve bakış açısı farklılıklarının nasıl hikayeleştirilerek sunulduğuna şahit olacaksınız diyebilirim.

      Olaylar zincirinin başında, sakin bir hayat süren ana kahramanlarımızdan olan Arthur Dent’in her zamanki gibi sıradan bir sabahta uyandığında, kapısına dayanan yıkım ekiplerinin saçma bir sebepten ötürü evini yıkacaklarını öğrenmesiyle başlıyor. Sonrasında hep birlikte tanışacağımız ve biraz garip bulabileceğimiz diğer kahramanımız Ford Perfect ile rastlaşmasıyla olayın, sadece evinin yıkılması kadar minik bir mesele olmaktan çok daha büyük olduğunu anlayacaktır.

       Galaksiler arası yolculuklarda bu ikilinin yaşadığı maceralarına tanık olmayı denemelisiniz derim. Onlarla birlikte evrenin bir ucundan diğerine savrulup giderken, absürt ama düşündürücü bir çok olay ve kahramanla da karşılaşacaksınız. Çeşitli gizemleri çözecek ve sırları keşfedeceksiniz. O yüzden rahatlıkla diyebilirim ki; ‘Paniğe Kapılmayın!’ ve sıradanlıktan uzak bu yolculuk için kemerlerinizi bağlayın. Şimdiden Keyifli Okumalar Dilerim…


 

Devamını Oku ...

26 Şubat 2021 Cuma

YENİ BİR ŞİİR

 


MİSAL-Î MESELE

Adem misali günahkârım;

Şeytana uymuşum...

Nuh misali düşüncelerim;

Yakınlarım tehlikede,

Ben ise umutlarım için büyük bir gemi inşasında...

İbrahim misali çölün ortasında susuzum;

Yana yana Kâbe'yi tavafımda...

İsmail misali beklentim;

Allah'a ulaşmak adına,

Sıradaki kurbanlık benmişim gibi...

Yakup misali hasretim;

Her an gelecek gibi...

Yusuf misali özlemim;

Her an gidecek gibi...

Eyüp misali hastayım;

Kalbim mutmain olacak ise,

Senden gelen ne varsa kabulüm...

Musa misali umudum;

Onca günahlarımın içerisinde,

Bir umut yeşertmek ister gibi...

Davut misali Kur'an'a bağlanışım;

Sesim olmasa da dağda, 

Sükunetle dinleyecek gibi...

Süleyman misali ayaktayım;

Bir cılız değneğe tutunmuşum,

İçten içe kendimi kemirmişim...

Yunus misali sabırsızım;

Allah'ım sen canımı almadan,

Ben canımdan vazgeçmişim...

Çarmıha gerilmiş İsa misali ayaktayım;

Ne yaşadığım belli, ne de yaşamadığım...

Lokman misali tabibim;

Kalbim bir bir ölürken,

Hem de ölümsüzlüğün tadına varmışken,

İlahi bir nidâya eğildi başım...

Hz.Muhammed misali sevgim;

Herkesi her şeye rağmen seviyorum,

Eşsiz sultanı göremesem de,

Görmüş kadar tasavvur ediyorum.

Hayali beşer, beşer-i mahlukat ahvalim ile,

Azrail'e yalvarıyorum;

Beni benden geçir!

Lakin peygamberime kıyma...

Ona işkence yapan mekkelilere,

Taifte taş atanlara,

Onlar gibi günümüzde yaşayanlara kıy!

Hiç olmadı beni öldür,

Peygamberimin huzuruna varayım,

Mutlu bir melek misali...

GÖKHAN DEVECİ



Devamını Oku ...

21 Şubat 2021 Pazar

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ


  SİYAH İNCİ
    YAZAR : ANNA SEWELL 

🌟"İnsanlar sanıyorlar ki,

'Ah! Bilmiyordum, kötü bir niyetim yoktu,' deyince her şey yoluna giriveriyor."

Syf:64


🗝️Kitabın yazarı Anna Sewell, 14 yaşında bir kas hatalığına yakalanarak kısmen yatalak olur. Geri kalan yaşamında seyahat edebilmek için iki tekerlekli arabasını çeken ata bağımlıdır. Bir atın otobiyografisi olarak kurguladığı tek kitabı Siyah İnci'yi hastalığının ölümcül olduğunu öğrendikten sonra, son beş yılında yazar.


Kitabı okumaya karar verdiğimde araştırma yapmamıştım konusu ile alakalı. Tesadüfen görüp almaya karar vermiştim. Ve bu kadar güzel, duyguları bu kadar içten belli edebilecek bir kitap olacağını bilmiyordum. Bu tarz kitapların asaleti, en sevdiğim kitaplar arasında yerini alır mutlaka. Hayvanlara dair merhamet, sevgi ancak bu kadar güzel anlatılır ve hissettirilir. Kitabı okuyunca "doğru sandığımız ne çok yanlış varmış " diyebiliyorsunuz.

Mutlaka kütüphanenizde olması gereken bir kitap. Keyifli okumalar dilerim 🏹📕

 

Devamını Oku ...

6 Şubat 2021 Cumartesi

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ


BEYAZ GEMİ 
Yazar : Cengiz Aytmatov

  Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum:
"Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!" 

***

Beyaz Gemi, romanının kahramanı yedi sekiz yaşlarında bir çocuktur. Çocuk; saflığın, bozulmamışlığın ve geleceğin sembolüdür. Aytmatov, çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusu oluşturmayı başarır. Ona göre; çocukluk gelecekteki insan karakterinin tohumudur. Çocukluk, kişinin dilini öğrenmeye ve çevresindeki insanlarla, tabiatla ve özellikle kültürle bağlarını hissetmeye başladığı dönemdir. 

***

Günlerce etkisi altında kalacağınız, yaşama hiç bakmadığınız pencerelerden baktıran dramatik, masalsı bir roman...

...Keyifli Okumalar...
 

Devamını Oku ...

27 Ocak 2021 Çarşamba

YENİ BİR ŞİİR

 


İNSAN DENEN...

Al işte, unuttum adını.
Mevsimlerden sonbahar, 
Günlerden Cuma olduğunu...
Üzerinde siyah bir mont,
Başında siyah bere giydiğini...
Unuttum en sevdiğin çiçek olan Papatyaları.
Hatırıma gelmez artık,
Sade kahve sevdiğin...
Öyle uzun uzun dinleyemem de artık kendimi.
Düşüncelerim köhneleşmiş,
Zaman, geçmiş üzerime toprak atmış,
Zaman mefhumu ile namazı karıştırmışım.
Mahallede oynayan çocuklara soruyorum,
Saatin kaç olduğunu...
Virane sokaklarda keşlere bira ısmarlıyorum.
Arka mahallede sarhoşları dinliyorum artık.
Her biri parçalanmış birer hikaye...
Yarısı yalan,
Yarısı hata...
Hata değil günah...
Kimisi yakamozlara söver,
Kimisi kayıp giden gençliğini avutur,
Her bir yudumda...
Ama illa saçma bir sebep ağlatır.
Ahu Gözlü, dilber dudaklı,
Sırma saçlı, geniş kalçalı hurilerden bahsederler...
Hayaldir hep,
 Umutlarından önce söyledikleri.
Sebep yok,
Hepsi sokakta yaşlanmış.
Gece vardiyasında bulaşmış masumiyet, çocukluklarına.
Her biri masal anlatır;
Kimisi Gül, Kimisi Ayşe, Kimisi Fatma...
Ama hepsinin baş kahramanları kendileridir.
Şimdi bildikleri bir hikaye daha var;
Sonu pek belli değil de...
Kestiriyorlar artık az çok sonucu.
Kız gelinlik ile,
Erkek hisleriyle gömülmekte...
Zavallı bir insan;
İnsan Denen Mahlûkat...

   GÖKHAN DEVECİ

Devamını Oku ...

22 Ocak 2021 Cuma

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ

 


' GERÇEK TIP '
Yazar : Aidin Salih


"Allah şifasını vermediği hiçbir hastalığı yaratmamıştır.
Onu bilen bildi, bilmeyen de bilmedi "
( Buhari, " Kader, " 4)

" Gerçek Tıp " hastalıkların gerçek sebeplerini, hastalıklara karşı çaresiz olmadığımızı, ilahi kanunları çiğneyerek şifaya ulaşılamayacağını ve yitirdiğimiz şifanın izini tekrar sürebileceğimizi anlatırken sade ve hikmet dolu bir gerçeğe işaret ediyor.
Tüm sağlık meselelerinin gerçek bir tıp yaklaşımıyla ele alındığı bu çalışmada"az yiyerek" ve " doğru beslenerek" sağlığımızı koruyabilir; önerilen yöntemlerle hastalıklardan kurtulabilirsiniz.

°°°°°°
🍀 Beslenmeye ve hayata dair alışkanlıklarınızı değiştirecek, hastalıklara alışıla gelmişin dışında tedavi yöntemleri sunan şaşırtıcı ve etkileyici bir kitap... Şikayetçi olduğunuz hastalıklar ve düzenlenmesi gereken bir beslenme programınız varsa kitaba bi göz atmanızı tavsiye ederim 😊😊😊

Keyifli Okumalar....

Devamını Oku ...

27 Aralık 2020 Pazar

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ


MAHMUD İLE YEZİDA

YAZAR: MURATHAN MUNGAN

 🗝️Yüreğime soluk yetiştiremiyordum. Orada yığılıp kalmaktan korktum.
/
Syf;21
______
🌟"Mahmud ile Yezida" güzel bir yerli tiyatro eseri. Kitap okuma serüveninize arada bu tarz kitapları sıkıştırarak zihninize farklı bir nefes aldırabilirsiniz 🤗
Kitabımız Mezopotamya'da harmanlanmış Müslüman bir delikanlı ve Ezidi bir genç kızın imkansız aşkını anlatıyor. Farklı kültür, farklı bir tarz...
Kitap ile  takip ettiğim güzel bir sayfada tanışma fırsatı buldum ve çok dikkatimi çekti. Gerçek anlamda merakımı karşılayan bir kitap oldu. Okumak isteyenler için keyifli okumalar dilerim 📚🌿


Devamını Oku ...

25 Aralık 2020 Cuma

HASTALIK İKSİRİ

     Merhaba sevgili kitapvekalem okurları bu soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak şifalı bir tarifle karşınızdayım. Sizde çok ciddi durumlar haricinde ilaç kullanmayı sevmeyenlerdenseniz "Hastalık İksiri" tam size göre...

      Yaptığım araştırmalar sonucunda bu tarifin İbn-i Sina tarafından yüzyıllar önce öksürük tedavisi için kullanıldığını öğrendim.

     Benimde bizzat deneyimleyip çok memnun kaldığım bir tarif oldu. Sizlerde soğuk algınlığı, grip, boğaz ağrısı gibi hastalık durumlarında evinizde bu tarifi rahatlıkla uygulayabilirsiniz.


GEREKLİ MALZEMELER 

     • 1 YEMEK KAŞIĞI BAL

     • 1 YEMEK KAŞIĞI SİRKE

     • 1 YEMEK KAŞIĞI LİMON 

     • BİR TUTAM TARÇIN 


YAPILIŞI 

      Malzemeleri  orta boy bir fincana alıyoruz üzerine sıcak suyu ekleyip karıştırıyoruz. 

      Hastalık İksirimiz hazır deneyecekler için şimdiden Afiyet Şifa Olsun. :)


Devamını Oku ...

19 Aralık 2020 Cumartesi

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ


İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK 

YAZAR: İSKENDER PALA


🗝️MUSUL ÇESMESİNDEN SU İÇMEK


Musul'da, Yunus Nebi zamanından kalma bir çeşme varmış. Suyundan içen masumlara şifa, zalimlere zehir olurmuş. Ne zaman şehre bir zalim vali gönderilse, halk bir müddet sonra onu götürüp bu çeşmeden su içirir ve birkaç günde göçürterek zulmünden kurtulurmuş. Musul'un zarif kişizadeleri arasında, zalimlere karşı "İçtiğin Yunus Nebi çeşmesi ola" demek bir darbımesel olmuş. Garip olan o ki zalim valilerin hepsi, bu sözü nezaketle söylenmiş bir dua sanıp "Allah razı ola" cevabını verirmiş. Dilimize Osmanlı kültüründen yansıyan bu deyim de zalim yöneticiler hakkında hâlâ kullanılmaktadır.

/Syf; 162


🌟Bugün farklı bir tarzı olan kitap ile geldim sizlere. 

"İki Dirhem Bir Çekirdek"; anlatımı güzelleştirmek, bir fikri bir düşünceyi etkili kılmak amacıyla kullanılan 'deyimleri' konu almıştır. Kulağımızın aşina olduğu, sohbet arasında duyduğumuz yada ilk defa duyduğumuz deyimlerin nasıl oluştuğu güzel ve öz bir şekilde anlatılmış. Ben okurken keyif aldım. Okumak isteyen ve merak edenler için tavsiye ediyorum🤗 Keyifli okumalar dilerim 🌿


 

Devamını Oku ...

12 Aralık 2020 Cumartesi

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ


PERVANE

YAZAR: ŞÜKRÜ ERBAŞ


🗝️Düştüğünü bir gün öğrenecek 
Kalabalık onu söndürmezse 
O kalabalığı söndürecek 

Sayfa; 63

______________

🌟Keyifli bir şiir kitabı tanıtımı yapmak istedim bugün. Her şiirden bir dize alabiliyor insan, kendine. Fon müziği eşliğinde okuyup daha keyifli hale getirebilirsiniz (dipnot🤓) 

İyi okumalar ve kitaplı günler diliyorum 🌿

Devamını Oku ...

9 Aralık 2020 Çarşamba

ÖZ VE SÖZ

 


     Instagram Sayfamızı da takip edenler bilirler; Öz ve Söz kısmında paylaşımını yaptığımız haftalık hikayelerimizi (insta story), ilgili konuları ile beraber irdelemeye devam ediyoruz. 

        Sayfamızda bulunan hikayenin ilki hatırlarsanız Alâk Suresi'nin ayetleriydi. Yani Kur'an-ı Kerim'in vahiy yoluyla, peygamberimize, büyük meleklerden olduğuna inandığımız Cebrail aleyhisselam aracılığıyla aktarılan ilk 5 ayetini barındıran Sûre...

         Tamamlanmış vahiylerin kitaplaştırılmış haline ise Kur'an-ı Kerim diyoruz. Daha öncesinde okumayanların bir şekilde okumasını -şiddetle değil- iyilikle okumasını tavsiye ediyor ve öneriyoruz. Yaz, Oku, Yaşa, Yaşat demeye devam ediyoruz.

       Kur'an yapısal olarak 114 Sûre'den oluşur. Sûreler genellikle içerdiği konulardan birine verilen isimlerle anılırlar. Her bir sûre, 'ayet' adı verilen bölümlerden oluşur. Ayetlerin uzunluğu bir kelime ile bir sayfa arasında değişir. Kur'an'ı oluşturan 30 eşit parçadan her birine ise 'Cûz' deniz. 

      Ele aldığı konular ise yaşamın her yönü ve herşeydir. Her beyin, her kalp ve her fikir kendine göre bir şeyler bulabilir. Üzerine düşünülmesi gereken bir çok kıssa ve öneriler ile beraber, İslam ile teslim olan ve inanarak düşünen Müslümanlar için hayatı, temelden bütüne, huzura erdirecek emir ve yasaları da içerisinde bulundurur.

      Yaratıcıdan yaratılanlara, peygamberimiz Hazreti Muhammed'in kalbine aktarılmış ve anlayacağımız şekle sokulmuş, Allah kelâmlarından oluşan bu eşsiz kitabın, okunmadan geçilemeyecek kadar büyük bir öneme sahip olduğunu, okuduktan sonra daha iyi anlayacağınızı düşünüyoruz. 

        Sıhhatli ve hayırlı okumalar diliyoruz...

Devamını Oku ...

6 Aralık 2020 Pazar

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ


📜ROVERANDOM📜 

YAZAR: J.R.R TOLKIEN 🖋️


🌟Kitap; Rover ya da daha sonra tanındığı gibi “Roverandom” isimli köpeğin, maceraları sırasında bir kum büyücüsü, korkunç bir ejderha, denizdeki kral ve Aydaki Adam’la karşılaşmasını ve türlü türlü maceralarını anlatıyor. Zekice örülmüş̧ ve kelime oyunlarıyla bezeli Roverandom’un, başta Hobbit’le aynı sene, 1937’nin Ocak ayında basılması planlansa da yayıncılar bir devam kitabı istediğinden eser yayımlanamamıştır. Tolkien bunun yerine Yüzüklerin Efendisi’ni yazmaya başlamıştır. Roverandom ise nihayet 1998 yılında yayımlanmıştır.
...
1925 yazında Tolkien ailesi Yorkshire kıyısına Filey kasabasına tatile çıkarlar. Bu tatil Tolkien’in Oxford’da Rawlinson ve Bosworth Profesörü olarak atanmasını kutlamak içindir. Bu öykü, henüz 5 yaşlarında olan ortanca oğul Michael’ın çıktığı bir yürüyüşte oyuncak köpeğini kaybetmesi ve ailesinin tüm aramalarına rağmen köpeğin bulunamaması üzerine Tolkien’in Michael’ı avutma çabasıdır. Tolkien'in yazdığı ilk çocuk hikayesidir. Kısa ve keyifli bir kitap. İyi okumalar dilerim 🌿


  

Devamını Oku ...

29 Kasım 2020 Pazar

YENİ BİR KİTAP KÖŞESİ


 İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ📜

YAZAR:CHARLES DİCKENS

🗝️"...Bu açıdan birbirimize benzemiyoruz. Hatta hiçbir açıdan benzemediğimizi düşünmeye başladım.” 
Syf;106

🌟İki Şehrin Hikayesi, Fransız Devrimi'ne doğru giden süreç içerisinde Paris ve Londra'da yaşananları konu alan bir 19. yüzyıl romanı. Dickens, bu iki şehrin insanlarını, hayat şartlarını, aşklarını kendi gerçekçiliğinin süzgeçinden geçirerek anlatıyor. Zamanının Paris'ine, Londra'sına götürüyor...

Keyifli okumalar diliyorum 🌺🤗

Devamını Oku ...

24 Kasım 2020 Salı

YENİ BİR ŞİİR


Selam Olsun

Selam olsun okuyup okutana,
Gözetip kollayana,
Mum olup parlayana, 
Işık saçarak eriyene, 
Geleceği inşa edene, 
Akla ve kalbe dokunana, 
Tohumları ekene, 
Fidanları sulayana, 
Ağlayanla ağlayana, 
Düşünmeyeni düşündürüne,  
Talebeyi fidan, bilgiyi tohum bilene...
Selam olsun sahiden Öğretmen olanlara...
Yazana, 
Okuyana, 
Yaşayana, 
Yaşatana...
Selam olsun tüm Öğretmenlerimize...

Ekrem DEMİRKOL




 

Devamını Oku ...

19 Kasım 2020 Perşembe

YENİ BİR ŞİİR

 



KASIM

Senin gitmeni bekledim ey karanlık! 
Yıllarca beklediğim özleme, 
Güneşi katmak istedim. 
Söyleyeceklerim öyle uzunca değil ki, 
Dinleyeceklerin basit... 
Üşüdüm...
 Güneşi özledim.
Sevdiğimin peşinden koşarken,
 Islanan bedenimin kurumasını bekledim 
Öyle uzunca değil ki istediklerim;
Daha dün ektiğim 
Papatyanın falına bakacak kadar büyümesi,
Sevdiğim insanın gözünde kendimi görebilmem...  
Belki de bir çocuk yetiştirebilmem... 
Hayal gücünden yoksun, 
Âmâ işte bekleme dedim. 
Sen ise karanlık dedin. 
Öyle defalarca tekrarlanacak bir sözüm yok. 
Üşüdüm işte... 
Hem, 
Varlığının zerresi bile tesir etmiyor yokluğun karşısında. 
Hem ben öylece büyüdüm çocuk!
Defalarca bekledim ve defalarca bekleyebilirim.
Daha ölmedim ki ben... 
Aldığım her nefes bir zerreni götürse, 
Canını yaktığım her bir vücudumun parçası, 
Firdevs cennetinden uzaklaştırsa, 
Ben hâlâ arafı düşünürüm. 
Benim söyleyeceklerim basit, 
Senin anlayacakların anlaşılmaz! 
Öylece büyüyeceğim,
 Öyleyse düşleyeceğim Seni...
Ne Sen'de kalmış, 
Ne Sen'den gidecek...  
Hep bir sonbahar hüznü olacağım.
Ne yaşadığım belli olacak, 
Ne de yaşamadığım... 
Belki Kasım'da yağan ilk yağmurla, 
Belki de doğan ilk güneşle hayat bulacağım... 
Ne Sen'den gideceğim,
 Ne de Sen'de kalacağım... 
Öylece düşleyeceğim doğacak sabahları. 
Anlayışında olacağım,
 Anlayışsızca...
Ne senden hür, ne de senden bağımsız 
Öylece gideceğim...
Ve sen!
 Bütün bunları bildiğin halde, 
ÖYLECE GİDECEKSİN...

Gökhan DEVECİ


Devamını Oku ...

12 Kasım 2020 Perşembe

YENİ BİR ŞİİR



                                                              SENSİZLİK

Üzülmüyorum artık, seni kaybettiğime, 

Alışıyorum inan! 

Zamanın içten içe beni hissizleştirmesine. 

Aramıyorum yok... 

Yüzünü görünce mutlu olmayı, sebepsizce... 

Sil baştan da yapmıyorum. 

Uğraşmıyorum izleriyle. 

Yırtıp atmak gerekliymiş meğerse 

Tabi, ben beni bu yazdıklarıma inandırabilirse 

Bak! yine anlatıyorum her şeyi,

Sensizliğe...

                                                                Turgut Reis YILMAZ 


 



Devamını Oku ...

DÜNYA ÜZERİNDE BİLİNEN İLK KÜTÜPHANE



NİNOVA SARAY KÜTÜPHANESİ 
      M.Ö.2000 yılında kurulan Mezopotamya uygarlıklarından biri olan Asurlular tarafından yapılmıştır. Kaynaklara göre Asurluların son kralı Aşurbanipal zamanı M.Ö.626 yılında Asur'un başkenti Ninova kentinde kurulan kütüphanenin kalıntılarında şuana kadar 30 binin üzerinde yazılı tablet bulunmuştur. Burada keşfedilen en önemli eserler arasında hepimizin bir şekilde duymuş olduğu Yaradılış ve Gılgamış Destanı bulunmaktadır.

           Bununla birlikte, kütüphanede atasözleri, sözlükler, mitolojik hikayeler, tıp yazıları, kanunlar, ticari belgeler, mektuplar, dualar ve büyüler gibi çok çeşitli eserler bulunmaktadır. O zamana göre dev bir arşiv gördüğü aşikar. Kütüphanenin ilk kalıntıları 1850 yılında, Musul civarında, İngiliz asıllı Austen Henry Layard öncülüğünde yapılan kazılarda keşfedildi ve sonrasında 20 bin civarı tablet İngiltere'de bulunan British Museum'a taşındı. 

Devamını Oku ...

9 Kasım 2020 Pazartesi

Dünya'da Bilinen İlk Kitap-Yazı

 

Çivi Yazısı   

        Belki çok azımızın merak ettiği ve bir çoklarının da şimdi aklına gelecek bir bilgi paylaşımında bulunarak birlikte öğrenmeye devam edelim. Dünyada gelmiş geçmiş ilk kitap hangisidir? 

     Zor bir soru gibi durmuyor ancak cevabı biraz zor aslında. Çünkü tarihteki bilgiler, özellikle 1000 sene öncesinden geriye gidildikçe, günümüzde keşfedilen bilgiler ile sürekli değişebiliyor. Ancak şuan elimizdeki bulgulara bakacak olursak da biraz fikir sahibi olabiliriz. Tabi ki şimdilik...Öncelikle Kitap olarak neyi baz almalıyız? Kitap kavramını nasıl belirliyoruz? Keşfimiz sonucu bildiğimiz şuanki bilgiler ne derece doğru? Veya belki de yüzbinlerce yıl önce yok olmuş ve hiç somut olarak keşfedemediğimiz muhteşem medeniyetler vardı. Hepsini sonra düşünürüz tabi. 

      Gelelim ilk kitap hangisi konusuna...Şuanki manada kapaklı ve bir kaç sayfadan oluşan bildiğimiz ve ulaşabildiğimiz bir kitap keşfi yapıldı(Diamond Sutra-MS.868). Ancak elimizde kitapların tarihi olarak kabul edebileceğimiz daha eski somut kaynaklar da mevcut. Mesela tabletler, parşömenler, papirüs ruloları...Sırasıyla hepsini sonraki yazılarımızda irdeleyeceğiz elbette. Şuan için biz bir açılış mahiyetinde 'Arkaik Çivi Yazısı' ndan bahsedelim.  

     Evet çoğumuzun duyduğu çivi yazısı...Çivi yazısı diyerek geçmeyelim, insanlık için müthiş olaylar zincirinin büyük bir öznesidir kendisi. Şuan için yazının icadı Eski Sümer uygarlığının ellerinden çıkmış gibi duruyor. Sümerler, günümüzden yaklaşık 5500 yıl önce medeniyet oluşturarak yaşamını sürdürmüş olan Mezopotamya bölgesi uygarlıklarından birisidir. Sümerler, M.Ö. 4000-2000 yılları arasında, şimdiki Irak'ın güney kısmına denk gelen topraklarda yaşamışlardır. Tabi ki aynı zaman sarmalı içerisinde, birbirinden -muhtemelen- habersiz şekilde yaşayan farklı uygarlıklar da vardı dünya üzerinde. Mesela Mayalar, İnkalar ve Aztekler...Onlar da bağımsız olarak kendilerine has yazı sistemleri geliştirmişlerdi. Ayrıca Eski Mısır Uygarlığının, Sümerlerin çivi yazısını icadından tahmini bir kaç yüzyıl sonrasında 'hiyeroglif' yazısını oluşturdukları da biliniyor.  

 



   Dönelim Çivi yazımıza...Bulabildiğimiz ilk yazılı dil arkaik çivi yazısıdır. Piktografik bir dili olan bu yazı, tabletler üzerine işlenerek aktarılabiliyordu. E tabi, dönem şartları gereği...herkesin bir e-kitap cihazı falan bulunmuyordu. Neyse e-kitap konusuna daha çok yolumuz var, ona sonra değiniriz pardon. Piktografi ne demek diye soranlar için de google ile bile uğraşmalarına gerek kalmadan kısaca bahsedeyim:               İnsanlar, bir eşyayı, bir objeyi, bir yeri, işleyişi, kavramı vs. resmetme yoluyla her birini temsil eden semboller seçmişler ve birbirlerine aktarmaya çalışmışlardır. Yani temsili ve grafiksel çizimler ile, semboller ile kullanılan bir anlatım biçimidir denilebilir.  Bilin bakalım Sümerler yazıyı neden icat etmiş. Aşklarını ifade etmek için mi? Dinlerini daha güzel sonraki nesillere aktarabilmek için mi? Yok hayır. İnsanların birbiriyle iletişim kurma amaçlarından biri de Aşk ve Sevgiden sonra ticaret idi. Hala öyle sanki...Hatta şu günlerde öncelik gibi.  

 


        Neyse, Sümerler yazıyı icat ederek, gelişen uygarlıklarında artış gösteren sosyal ve ekonomik etkileşimi kontrol altına almaya ve kolaylaştırmaya çalışmışlardır. Yani yerleşim arttıkça tarım üretimi artmış, üretim arttıkça ticaret artmış ve haliyle alışveriş faaliyetleri kayıt altına alınması gerekecek düzeye ulaşmıştır. Evet, maalesef insan medeniyetleri, çoğunlukla ya paradan ya savaştan dolayı kendini geliştirme çabasına girmişlerdir. Bu da ayrı bir konu olarak ilerleyen zamanlarda acizane irdelenecektir. Tekrar gelelim çivi yazımıza. Bu yazının, taşların ve tabletlerin üzerine işlenmesiyle sonsuzluğa ulaşması için muhafazası sağlanmaya çalışılıyordu. Zamanla geliştirildi, sembollerde artış sağlandı ve daha fazla kavramın ifade edilmesine olanak sağlanarak, insanın asıl cevheri olan soyut dünyanın aktarımının kapılarını araladı. Soyut kavramlar için de semboller kullanılmaya başlandı. Resimlerden işaretlere kadar semboller arttıkça yazının da şekli değişti, evrildi. 

       Sonrasında Çivi yazısı, Sümerlerden diğer Mezopotamya uygarlıklarına, Anadolu ve İran bölgelerine sıçradı. Uzun bir süre de birçok halk, çivi yazısı olarak kullanmaya devam etti. Kendi yaşadığı coğrafi ve kültür durumlarına göre de insanların  birbirlerinden farklılaşarak, kullandıkları yazı sistemlerini değiştirmeleri sonucu da günümüze kadar dallanmıştır. Yazı, elbette ekonomik kaygıların sonrasında farklı alanlarda da kullanılmaya başlandı. Kültürel olarak kategorize edilirse hikaye anlatımına da geçildi diyebiliriz.  Bilinen ilk yazılı hikaye ise Gılgamış Destanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha evvelki paylaşımlarımızda bahsettiğimiz üzere Asurlular tarafından yapılmış Dünyanın bilinen İlk Kütüphanesi olan Ninova Saray Kütüphanesi'nde bulundurulmuş bu hikaye, Uruk hükümdarı olan Gılgamış(Gilgamesh) 'ın mitolojik hikayesini anlatmaktadır. Kitap veya Kitabe olarak kabul eder isek işte böyle bir kitap serüveni var diyebiliriz. Elimizde tuttuğumuz güzel resimli ve kapaklı üretilen sayfalardan oluşan kitaba yolculuğumuz sırasıyla devam edecektir. Sıradaki konumuz için takipte kalabilirsiniz. 

 


       Evet bildiklerimiz, bulduklarımız bu asırda şuan için bunlar. İleride başka bir keşif yaşanır da karbon testi sonucu daha eski olduğu ispatlanan bir yazı sistemi bulunursa mutlaka birbirimizi haberdar edelim...

           Not : Bilgilendirme yazımız derlemelerden, araştırmalardan ve yorumlardan oluşturulmuştur. 

Devamını Oku ...